Panik Atağı ve Panik Bozukluğu

Panik Atağı ve Panik Bozukluğu

Panik Atağı ve Panik Bozukluğu

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI

Anksiyete (kaygı) bozuklukları günümüzde sık rastlanan ve insanları oldukça rahatsız eden, gündelik yaşamlarını, iş yaşamlarını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyen psikolojik bozukluklardır. Panik Bozukluğu, sosyal fobi (toplumsal kaygı bozukluğu), özgül fobiler (örümcek, böcek, kedi vb. hayvan fobileri, yükseklik fobisi, kan-enjeksiyon-yaralanma fobileri), agorafobi, yaygın anksiyete bozukluğu en sık rastlanan anksiyete bozukluklarındandır.

PANİK ATAĞI VE PANİK BOZUKLUĞU

Yineleyen panik ataklarının meydana getirdiği tablodur. Dünya çapında yapılan araştırmalar panik bozukluğu oranının %1,5-3,8 arasında olduğunu gösterirken panik atağı oranının %7-9 arasında olduğunu gösterir. Bu bize her panik atağının bir panik bozukluğu olmadığını gösterir. Yaşam boyu en az bir kez panik atağı geçirme oranı %10’dur.
Panik bozukluğu olanlar bedensel belirtilerin duyumunu o kadar şiddetli yaşarlar ki fiziksel bir hastalık şüphesiyle acil servislere ve çeşitli uzmanlık dallarına başvururlar. Tedavide organik bozukluk saptanmaz ve psikiyatriye yönlendirilirler. Başlangıç yaşı her iki cinsiyette de 15-24 ve 45-54 aralıklarında zirve yapar. Kadınlarda erkeklerden 3 kat fazla görülmektedir.Bir panik atağı dakikalar içinde doruğa ulaşır ve kişide yoğun bir korkuyu da beraberinde getirir.aşağıdaki belirtilerden en az dördüyle beraber görülür:

  • Kalp çarpıntısı
  • Terleme
  • Titreme
  • Boğuluyormuş hissi
  • Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi
  • Bulantı, karın ağrısı
  • Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma
  • Üşüme ya da ateş basması duyumu
  • Uyuşma, karıncalanma
  • Kendini ya da başkalarını bir yabancı gibi hissetme (depersonalizasyon, derealizsayon)
  • Çıldırma, delirme korkusu
  • Ölüm korkusu

Panik bozukluğunun 3 temel bileşeni vardır:

  1. Tekrarlayan panik atakları
  2. Beklenti anksiyetesi (başka bir atağı korkulu bekleyiş)
  3. Kaçınma davranışları (gelecek atakları önlemek için alınan önlemler)

Atak yatıştıktan bir süre sonra kişi, beklenti anksiyetesi dediğimiz ''Ya tekrar gelirse?'' korkusunu yaşamaktadır. Bu durumda atak gelirse yardım almasının zor olduğunu düşündüğü alanlardan uzak dururlar. Yani bir panik atağı hikâyesinin panik bozukluğu tablosuna dönüşmesi; tekrarlayan panik atakları ardından meydana gelen korkulu bekleyiş ve bu atakları önlemeye yönelik kaçınma davranışları ile karakterizedir. Kişilerin atak geçireceklerini düşündükleri alanlardan kaçınmalarına, tek başına evden çıkmama, kalabalıktan kaçınma, otobüse trene vs. binmeme şeklinde kendini gösteren bu duruma AGORAFOBİ diyoruz. İlerleyen dönemde kişi pazara, çarşıya gitmez; kabine girmez; sinemada çıkış kapısına en yakın koltuğa oturur veya sinemaya hiç gitmez; alışveriş merkezine giremez. Durum çok ağırlaşırsa eve kapanır.

PANİK ATAĞI İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

  1. Bazı insanlar yapıları gereği daha hassastır bu durum panik atağına yatkınlığı artırır.
  2. Panik atağını tetikleyen olaylar ve durumlarla ile karşılaşmak. Bunlar genelde; boşanma, bir yakının ölümü, iş ve statü değişikleri gibi kişiyi strese maruz bırakan yaşam olaylarıdır.
  3. Panik ataklarını bir döngü haline getiren süreğenleştiren faktörler: kronik stres ve stresle baş edememe, hastalık korkusu, tekrar panik atağı yaşama korkusu, olumsuz düşünceler (kontrol duygusunu kaybetme düşüncesi gibi), ailede ve sosyal çevrede yaşanan gerginlikler, baskı altında yaşama, sosyal soyutlanma, uykusuzluk, sağlık problemleri, alkol, uyuşturucu vb.

 

PANİK BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ

Panik bozukluğunda da artık birçok psikiyatrik hastalıkta ilk tedavi seçeneği haline gelen  ''bilişsel davranışçı terapi'' yöntemleri kullanılır. Araştırmalar yalnızca ilaçla tedavi edilmeye çalışılan panik bozukluğu vakalarında nükslerle (atakların tekrarlamasıyla) sık karşılaşıldığını ortaya koymuştur. Bilişsel davranışçı terapi zaman ve emek isteyen bir yol olmasıyla birlikte uzun vadede köklü iyileşme sağlayan etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir. İyileşme süresi kişiden kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 7-12 seanstır.  BDT’de psikoeğitim çok önemli bir basamaktır. Psikoeğitimle kişi, korku fizyolojisi ve panik döngüsünü kavrar. ‘’Bana ne oluyor?’’ sorusunun cevabını bulur. Bir diğer basamak olan exposure (maruz bırakma) yöntemiyle kişinin kaçındığı şeylere kademeli olarak yakınlaşması sağlanır. Bu aşama oldukça önemlidir ve titizlik gerektirir. Öncelikle iç uyaranlara alıştırma sonra gerçek yaşamda alıştırma uygulanır. İyi bir uzman; kişinin doğru zamanda nelere ve hangi durumlara ne kadar süreyle maruz kalması gerektiğini hesaba katarak ilerler. Bu işlem kademeli olarak yapılmazsa kişi daha fazla korkuya maruz kalabilir ve bu istenmeyen bir durumdur. Tedavi korku duyulan uyarana alışkanlık gelişene dek aşamalı olarak sürdürülür. Kişi, bu küçük alıştırmalarla korktuğu şeyle yavaş yavaş daha fazla yüzleşmiş olacaktır ve korkuyla beklediği o yoğun etkinin aslında gerçekleşmediğini görecektir. Bu durumda işlevsel olmayan olumsuz inanış ve bilişlere yönelik yeniden yapılandırılma oluşturulmuş. Yani önce, kişiye tehlikeli olayın olma olasılığını abartılı düzeyde görmesi ya da en kötü sonucu hayal etmesi gibi yöntemleri kullandığı fark ettirilir. Sonra, yeniden yapılandırma ile bilişsel yanlış değerlendirmeler hedef alınır. Hastanın panik atağını anlamasını, değerlendirmesini; kaçınmaları ile ilgili işlevsel olmayan düşüncelerini, şemalarını tanımasını, saptamasını ve değiştirmesini sağlanır.

Bazen olabilecek kötü sonucu engellemek için yapılan örtülü davranış hastaya güven verir ama panik atağı yaratan düşüncenin sürmesine neden olur ve kişi çoğu kez davranışını mantıklı bulur. Bu nedenle panik atağı geçiren kişiye bu durumla nasıl baş ettiği mutlaka sorulmalıdır. Bir diğer aşamada kişi, rahatlamaya yardımcı kas gevşetme egzersizleri ve nefes egzersizleri ve bunların kullanılacağı noktalar hakkında bilgilendirilir. (TEK BAŞINA nefes egzersizleri ve kas gevşetme teknikleri yardımcı olmamakla beraber yeni bir panik atağını tetikleyebilirler.) Tekrar hastalanmayı engellemek amacıyla (nüks) stratejiler belirlenir. Araştırmalar, kayıt tutan ve evde uygulanan ödevleri yapanlarda tedavinin daha hızlı sonuçlandığını göstermektedir. 

 

 

Psikiyatrist/ Psikoterapist 
Dr. Kenan EREN